Prematüre Demokrasi

Prematüre Demokrasi

Prematüre sözcüğü zamanından önce doğan, gebelik süreci sürerken doğan bebekler için kullanılan bir sıfattır. Tabi haliyle bu bebeklerde hasarlar meydana gelebilmektedir. Biz de bugünkü yazımızda ana karnından zamanından önce doğmuş ve bazı sakatlıklara uğramış TCRP demokrasisini ve diğer bazı konuları değerlendirdik.

Her gün 20.00’de buluşalım dememize karşın yakında açılması beklenen bir RP ülkesi için yoğun uğraşlarımız ve gerçek hayatımızdaki yoğunluklarımız bize bazı konularda engel oluyor, bu engelleri olabildiğince kaldırmaya çalışıyoruz. Yazılarımızı bir konunun uzunluğu anlamında önemli ölçüde kısalttığımızı düşünüyor ve siz sevgili okurlarımıza keyifli okumalar diliyoruz. (Yazıda fotoğrafları da çok kullandığımızdan uzun gözüküyor ama eskisi gibi uzun değil)

Keyifli okumalar dileriz.

Bu yazımızı ortalama 19 dakikada okuyabilirsiniz.

ABDRP’de Demokrat Parti kafasına göre birini Anayasaya aykırı olarak Başkan ilan etti.

Bu hafta sonu ABDRP’nin yönetim ekibinde bazı olaylar çıktı ve seçimlere dek Başkanlık görevini yürütmesi tasarlanan Kamala Harris’i NPC olarak yöneten Efe Bey sunucudan ayrıldı. Biz olayın iç yüzünü değerlendirmeyeceğiz, role yansımalarını değerlendireceğiz. Kamala Harris karakterini de rolde istifa etti gibi gösterdiler ve Başkanlık makamı boşalmış oldu. Başkanlık boşalmalı mıydı, boşalsa bile yeni Başkan nasıl belirlenir?

Öncelikle belirtmeliyiz ki istifa onaylanacak veya reddedilecek bir istek olarak değil tek taraflı bir irade beyanı olarak tanımlanabilir yani istifa reddedilemez, ancak istifanın doğurduğu durum uygulanabilir. Ha denecek olursa ki istifayı reddetme gibi durumlar var, bu durumlar tamamen fiili olmakla birlikte o kişinin işini sürdürmesini ondan isteyip onun istifayı geri çekmesi veya mevcut istifanın göz ardı edilmesi biçiminde gerçekleşir yani hukuken istifa reddi diye bir kavram yoktur, kavram var olması nedeniyle uygulanması gereken bir irade beyanını oluşturur. Senatonun ise Başkanın istifasını onaylaması durumu nereden çıktı onu da anlamış değiliz. Başkanın Senatoya karşı bir sorumluluğu yok ki Senatoya istifasını sunabilsin. Biz Anayasa Kılavuzumuzun Devlet (Dışişleri) Bakanı bölümünde şunu belirtmiştik: Başkan, istifasını bu bakanlığa sunmadıkça resmi bir işlem olarak değerlendirilemez ki burada Başkanın kendi atadığı bir bakana karşı sorumluluğu söz konusu değildir ve aynı şekilde bakanlığın istifayı reddetme gibi bir olayı gerçekleştirmesi de söz konusu olamaz ancak buradaki durum istifanın resmi bir işlem kazanması için gereken ve gerçekleştirilmesi gereken bir yoldur.

Konumuzun ana hatlarına dönecek olursak Kamala Harris’in seçimlere kadar NPC olarak Yönetim tarafından yönetilmesinin doğru olacağı kanaatindeydik ki bu kanaatte olmamızın nedeni de gerçekte oluşmuş düzenin rolü etkilememesi ve seçimlerde her şeyin adil bir şekilde başlamasını sağlamaktı ancak Demokrat Partinin yoğun baskısı ve yönetimi hukuksuz bir biçimde ele geçirme çabaları sonucunda ilginç bir olay oldu.

Yanlış okumadınız, Demokrat Parti kurultayı toplanıyor ve devletin başkanı seçiliyor. Peki Demokrat Partiye bu yetkiyi veren Anayasa maddesi nerede? Bu soruyu dünden beri sorduk ancak hiçbir yanıt alamadık üstüne üstlük kendi diktatoryamızı, ülkemizi kurmak istemekle, boş zamanlarımızda ülke yönetmekle suçlandık. Bizi eskiden bu yana doğru yaptığımız işlerden ötürü kendi çıkarlarını düşünerek suçlayanlar doğal olarak olacaktır, buna şaşırmıyoruz. Anayasada yapılan 25. Değişikliğin 1 inci ise bizim konumuzda şöyle diyor:

Başkanlık boşalırsa yerine Başkan Yardımcısı geçer. Bu hüküm gayet açıktır ve bundan dolayıdır ki Alexandria Ocasio Cortez’in Başkanlığa seçilmesi (ki böyle bir durum hukuken olanaksız) hukuka aykırı sayılarak Yüksek Mahkemece iptal edildi. Konu ile ilgili iki açıklamamız sırasıyla şu şekildedir:

Burada görüleceği gibi Başkanlığın boşalmasıyla yeni düzeni belirleyen maddeyi belirtmişiz ve bu konuda ne yapılacağının hangi maddeye göre olabileceğini açıklamışız. Herhangi bir partinin Devlet Başkanını seçme hakkı nereden kaynaklanıyor? Demokrat Parti kurultayına katılıp hukuksuz bir şekilde Devlet Başkanı seçmeye çalışanlar halen daha bu yetkiyi Anayasaya yapılan 25. Değişikliğin 1. Bölümü varken hangi maddesinden aldıklarını söylemiyor.

Burada çok açık bir şekilde belirttiğimiz gibi (1.Maddesinin 2.Bölümü demişiz o 1.Bölümü olacaktı, affedersiniz) Alexandria Ocasio Cortez’in Başkan olması Anayasaya yapılan 25. Değişikliğin 1. Bölümünde belirtilen ”Başkanın görevden alınması, ölümü ya da istifası durumunda, Başkan Yardımcısı, Başkan olur” hükmünden dolayı ilgili kişinin Başkan Yardımcısı olmamasından ötürü hukuka aykırıdır ve bu gerekçeyle iptal edilmiştir.

Durumu özetlemek adına bir soru soruyoruz: Alexandria Ocasio Cortez 28 Mart 2021 tarihinde Başkan Yardımcısı mıydı? Hayır. O zaman bitti. Bu kişinin bu maddeye göre Başkan olması olanaksız. Bu kişi hangi maddeye göre Başkan olmuştur? Ortada hiçbir dayanak ve hiçbir hukuki temel yok. Ayrıca ABD’de Başkanlık yemin töreni Yüksek Mahkeme Başkanının önünde gerçekleşiyor yani şu şekilde:

Biden Inaugurated as 46th President - The New York Times
Başkanlık görevine gelen Joe Biden (2021 ve sonrası) eşinin tuttuğu İncil’in üzerine el basarak ABD Yüksek Mahkeme Başkanı John Roberts’ın önünde Başkanlık Yeminini ediyor.
Has Trump violated his oath of office? A primer on presidential duty and  accountability
Başkanlık görevine gelen Donald Trump (2017 ve 2021 arası) eşinin tuttuğu İncil’in üzerine el basarak ABD Yüksek Mahkeme Başkanı John Roberts’ın önünde Başkanlık Yeminini ediyor.
Inauguration 2013: Press fear Obama private swearing in - POLITICO
Başkanlık görevine gelen Barack Obama (2009 ve 2017 arası) eşinin tuttuğu İncil’in üzerine el basarak ABD Yüksek Mahkeme Başkanı John Roberts’ın önünde Başkanlık Yeminini ediyor.

Peki ABDRP’de bizden habersiz bir şekilde Alexandria Ocasio Cortez için yapılan kaçak başkanlık yemini nasıl yapıldı?

Yemin tören ve metninin devamı var ama konumuzla ilgisiz olduğundan onu paylaşmıyoruz. Burada gördüğümüz üzere NPC bir yargıç geliyor ve Yüksek Mahkeme Başkanının yaptığı işi yapıyor. Burada bir kasıt olduğunu gözlemliyoruz çünkü bu yemin törenini düzenletenler bunun bir yargı mensubu önünde yapıldığını biliyordu ki bir NPC yargıç getirilmiş, durum zaten hukuka aykırı olduğundan ve Yüksek Mahkeme böyle bir haksız duruma izin vermeyeceğinden apar topar şekilde bu yapıldı.

Bu durumla ABDRP’de bir siyasi parti devleti kendisinin sanarak kafasına göre Devlet Başkanı seçtiğini düşündü ancak Yüksek Mahkemenin doğru kararıyla demokrasiye yapılan bu müdahale engellendi.

Peki Başkan kim olmalıydı?

Başkan Anayasaya göre az önce de belirttiğimiz üzere Başkan Yardımcısı olmalıydı ama Başkan Yardımcısı yoktu. Bu durumda sunucu yönetiminin başından yapması gereken Kamala Harris’i NPC olarak yönetmeyi sürdürmek ve Demokratların baskısına yenilmemekti. Kamala Harris illa istifa ettirilecek iseydi bu Başkan Yardımcısı olsaydı yapılmalıydı. ABD’de Başkan ve Başkan Yardımcısının aynanda olmadığı bir zaman biz hatırlamıyoruz ki Anayasa bunu düzenlemediğinden sorun oluşuyor. Ancak bu sorun da şu mantıkla çözülebilir: 25. Değişikliğin 2. Bölümünde yer alan ”Başkan Yardımcısı makamında bir boşluk olduğunda Başkan, Kongrenin her iki meclisinde çoğunluk oyu ile onaylanarak göreve başlayacak bir Başkan Yardımcısı atar.” hükmüne dayanarak Kongrenin her iki meclisinde yani hem Temsilciler Meclisinde hem Senatoda onay alacak bir Başkan seçilebilirdi yani bu konuda yetki yasama organına gelebilirdi. Ama bu durum önceden yaşanmamış olduğundan önlem baştan alınmalıydı ve bir siyasi parti bütün ülkenin kaderini belirleyen bu konuda tek başına söz söylemeye çalışmamalıydı.

Bu olayların ardından da bazı şeyler yaşanıyor. Mesela:

Hukuksuzluk yapmaları bir yana Başkan, Yüksek Mahkeme Başkanının Adalet Bakanıyla görüşmesini emretmiş. Yüksek Mahkeme Başkanı buna derhal cevap vermezse bunun cezasını çekecekmiş. Peki elinizden ne geliyorsa yapın, Başkanın ne böyle yetkileri var ne de Adalet Bakanının bu üslupla konuşma hakkı ve yetkisi. Biz bu hukuksuzluğa karşı her türlü şekilde direnmeye devam edeceğiz ve bir iki kişinin çıkarı için hukuksuzluğa boyun eğmeyeceğiz.

Pazar günü TCRP’de apar topar seçim yapıldı ve seçimin olacağı seçim gününden 1 gün önce açıklandı ve partilerden milletvekili adaylıkları hızlıca istendi, partilerin propaganda yapması fiilen engellendi.

Bu Pazar TCRP’de Milletvekili Genel Seçimi yapıldı. Peki bu seçimin yapılmasındaki sorun nedir?

Seçimlerin ülkeye duyurulması AYM’nin 26 Mart 2021 tarihinde 23.05’de yayınladığı kararla gerçekleşmiştir.

Seçimlerin ülkeye duyurulmasının ardından fotoğrafta da görüleceği üzere en az 8 tane milletvekili adayını AYM’ye bildirmek için son tarih olarak 27 Mart 2021 tarih ve 23.59 saati belirtiliyor. Yani partiler 24 saat 54 dakika içerisinde iki ay boyunca ortak olarak yürüyecekleri adayları seçmek zorunda bırakılıyorlar.

Fotoğrafta da görüleceği üzere partilerin ve adayların propaganda süreleri 27 Mart 2021 tarih ve 23.59 saatine kadar. Yani partilere şu deniyor: 24 saat içinde hem adaylarını belirle hem propagandalarını yap, yarın seçim var.

Seçimler de 28 Mart 2021 tarihi 12.07 saati ile başlıyor. Yani AYM, Seçimler başlamadan 37 saat önce seçimleri duyuruyor ve partilere hem adaylarını belirlemeleri hem de propagandalarını yapmaları için 24 saat tanınıyor.

Peki bu yapılanlar hukuka uygun mudur?

TCRP’de 26 Ocak 2021 tarihinde TBMM’de kabul edilen 12 sayılı Siyasi Partiler Yasasının 12 ve 13 üncü maddeleri aşağıdaki gibidir:

Madde 12 – Yasal başvurusunu yapan her siyasi parti seçimlere katılabilir. Başvurular, Anayasa Mahkemesine yapılır. 

Madde 13 – Başvuru, seçimlerden iki hafta önce başlar ve seçimlerden dört gün önce biter. İlgili parti kapatılmadığı sürece, başvurusunun kabul edilmesinden sonra seçimden çekilemez.

Burada belirtildiği üzere bir partinin seçime girmesinin şartı Anayasa Mahkemesine başvurmasıdır. Bu başvurular ise seçimlerden iki hafta önce başlar ve seçimlerden dört gün önce biter.

Yani 14 Mart 2020 tarihinden itibaren başvuruların açılması ve 24 Mart 2020 tarihinde başvuruların kapanması gerekiyordu. Burada biz kimseyi suçlama amacını gütmüyoruz yalnızca buradaki hukuki açıklığa ve işini kurumsal olarak yapamayan yargı kurumlarına dikkat çekiyoruz.

Peki biz en son yürüttüğümüz seçim sürecinde ne yapmışız?

Biz de 14 gün kuralına uymamışız (ki bunun nedeni de yasaya uymamamız değil seçimler konusunda ihtiyacın o şekilde düzeltilmesi ve yasadaki sürenin birkaç gün daha indirilebilme gereksiniminin ortaya çıkması) ancak seçimlere 37 saat kala değil 11 gün kala insanları bilgilendirip başvuruları açmışız.

Adaylıkları ise 23 Şubat 2021 tarih ve 00.01 saatinden başlamak üzere 25 Şubat 2021 tarih ve 23.59’a kadar kabul edeceğimizi belirtmişiz yani partilere adayların belirlenmesi için 25 saat değil 3 günlük bir süre vermişiz.

Propaganda yasağı ise seçimden yaklaşık 16 saat önce başlıyor ki gerçek veriler de böyledir seçimden önceki gece propaganda yapılmaz. Partiler ise bu süreçte seçimlerin duyurulmasıyla birlikte resmi olmayarak 10 gün boyunca propaganda yapabilir ve adaylarının resmileşmesinin ardından da 44 saatlik yani neredeyse 2 günlük bir propaganda süresi vermişiz. Arkadaşlar ise resmi olmayarak 25 saat, resmi olarak ise 0 dakikalık bir propaganda süresi vermiş.

Sunucunun patlatılmasının ardından (ki bu patlatılmadan sonra AYM kanalında 20 Ocak – 25 Ocak 2021 tarihleri arası bir şey yazılamamış) seçimlerin o tarihlerde yapılması gerektiği için Anayasa Referandumuna 4, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerine 5, Milletvekili Genel Seçimlerine 6 gün kalmışken biz duyuruyu yapmışız. Yani en önemli ve belki de en acil durumda bile biz Milletvekili Seçimlerini 6 gün önceden duyurmuşuz. 14 Mart’ta gereken yasal sorumluluğu almayıp 17 Mart’ta da almayıp günlerce bu sorumluluğu almayan AYM’deki kimseler sunucu mu patlatıldı da seçimleri 37 saat önceden duyurup partilere 25 saatlik aday seçme ve 0 dakikalık resmi propaganda hakkı tanıyor?

Biz burada eskiden yaptığımız işle şimdi yapılan işi karşılaştırmaktan ziyade şu anda yapılan işin yasaya uymadığını ve geleneğe de uymadığını söylüyoruz. Olağan dönemde 11 gün önceden duyurulan seçim ne oluyor da 1,5 gün önce duyuruluyor? Yasanın koyduğu süre 14 gün. Ha deniyorsa ki bu süre çok uzun o vakit yasanın ilgili kısmının değiştirilmesi için yasama organının bir şeyler yapması gerekiyor, hiç uygulanamayacak durumdaysa o vakit AYM’nin kıstas olarak belirlediği 11 gün önceden duyurma içtihadının uygulanması gerekiyor. En acil durumda bile 6 gün önceden duyurmuşsak şimdi ne oldu da bu durum yapılıyor?

Resmi olmayarak 10 gün, resmi olarak 44 saat yani neredeyse 2 gün propaganda hakkı tanınırken neden bu hak resmi olmayarak 1,5 güne resmi olaraksa 0’a düşüyor? Yapılan bu hukuksuzluk asla ve asla kabul edilemez. Seçimlerin dayandığı nokta belli bir süre içinde sürekli sandık kurulması değil, adil ve hukuki bir süreç içerisinde halkın iradesini yönetime yansıtarak ülkeyi idare edebilmesinin sağlanmasıdır yani apar topar seçim yapmaya çalışmak değildir.

TCRP Seçimlerinde milletvekilli dağılımı, dağılımı yapanların kafasına göre belirlendi.

Pazar günü usulsüzce ve 12 sayılı Siyasi Partiler Yasasını ihlal edercesine gerçekleştirilen Milletvekili Genel Seçimi sonrasında milletvekili dağılımı ortaya çıktı.

Peki bu milletvekilleri neye göre belirlenmiştir? Bu dağılımı belirleyen kimse onun kafasından attığı verilere göre.

2839 sayılı ve 10/6/1983 tarihli Milletvekili Seçimi Kanununun 34 üncü maddesinin konu ile ilgili hükmü aşağıdaki gibidir.

Bizim burada dikkat edeceğimiz kısım şudur:

Seçime katılmış siyasi partilerin, ittifakların ve bağımsız adayların adları alt alta ve aldıkları geçerli oy sayıları da hizalarına yazılır. Siyasi partilerin ve ittifakların oy sayıları, önce bire, sonra ikiye, sonra üçe…. ila o çevrenin çıkaracağı milletvekili sayısına ulaşıncaya kadar bölünür. Elde edilen paylar ile bağımsız adayların aldıkları oylar ayrım yapılmaksızın en büyükten en küçüğe doğru sıralanır. Seçim çevresinden çıkacak milletvekili sayısı kadar bu payların sahibi olan siyasi partilere, ittifaklara ve bağımsız adaylara rakamların büyüklük sırasına göre milletvekili tahsis olunur.

Bu sisteme kısaca D’Hondt Sistemi denir ve birçok ülkede milletvekili hesaplama konusunda bu sistem kullanılmaktadır. Ülkemizde de 1961 yılı itibariyle nispi temsil sistemine geçilmesinin ardından bazı özel yöntemler dışında genel olarak bu yöntem izlenmiş ve milletvekili dağılımı bu yönteme göre yapılmıştır. Ocak 2021 sonunda gerçekleşen son TCRP Milletvekili Seçimleri de bu yönteme göre yapılmıştı. Bu sistemle ilgili ayrıntılı bilgi almak için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

https://tr.wikipedia.org/wiki/D%27Hondt_sistemi

Şimdi bu sisteme göre milletvekili dağılımı linkini aşağıdaki siteden hesapladık, ayrıntılara oradan bakabilirsiniz.

http://www.ercanerdem.av.tr/meclishesap.asp

İlgili siteden eski seçimde yapmış olduğumuz gibi son seçimin değerlerini girdik ve şu sonuç ortaya çıktı:

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı image-120.png

Yani milletvekili dağılımı şu şekilde oluyor:

TTP 4
İYİP 3
SODEP 3
LDP 3
TİP 2

AYM’nin paylaştığı dağılım ise:

TTP 5
İYİP 4
SODEP 2
LDP 2
TİP 2

Yani TTP ile İYİP’den birer milletvekili alınarak SODEP ile LDP’ye birer milletvekili verilmesi gerekiyor.

İsteyen desin ki bu AYM’nin, Sunucu Yönetiminin vesairenin takdirindedir, hayır bu yasanın takdirindedir ve aksi bir hüküm gelişmedikçe de yasanın takdirinde kalmaya devam edecektir. Buradan TCRP Yönetimine önerimiz, bu tarz konularda daha dikkatli olmaları ve sunucu için önemli olan bu siyasi sistem konusuna dikkatle eğilmeleridir.

TCRP’de aynı hükümet için akla sığmayacak bir şekilde üst üste iki kez güven oylaması yapıldı.

Bu son aylarda da yapılıyordu ve neden yapıldığını hala anlayamadık ama TCRP’de bir hükümet oylanacağı vakit iki kez güven oylaması üst üste yapılıyor.

Evet yanlış okumuyorsunuz veya göz hatası yok, ciddi ciddi iki oylama yapılıyor. Neden yapılıyor anlamış değiliz ama TCRP Anayasasının 82 nci maddesinde Bakanlar Kurulunun göreve başlaması düzenlenmiştir.

Burada görüleceği üzere Bakanlar Kurulunun göreve başlaması TBMM’ye liste sunulması (yalnızca sunmak) ve listenin sunulmasının ardından yirmi dört saat içinde güven oylaması olmasıyla gerçekleşiyor. Yani tek koşul: Listeyi sunmak ve sunduktan 24 saat içinde güven oylaması yapmak. İkinci oylama anlamsız ve gereksiz yere yapılıyor, bir an önce bu yanlıştan dönülmeli.

TCRP Meclisi yönetmelik oyladı. (Otopark Yönetmeliğinde değişiklik, yasa çıkarılarak yapıldı.)

Bugün TCRP’de çok ilginç bir olay oldu. TCRP’de basbayağı Otopark Yönetmeliği diye bir şey kabul edildi.

Sanıyoruz ki Türk Milletini temsil etmek için oraya seçilen arkadaşlar, yasama faaliyetinin en önemli ayağını oluşturan bu arkadaşlar daha yönetmelik ne demek onu bilmiyor. Öncelikle yönetmelik, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren yasaların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak koşuluyla çıkardıkları yazılı hukuk kurallarıdır.

1 – Yönetmelikler, yürütme organınca çıkarılırlar, değiştirilirler, kaldırılırlar. Yürütme organının düzenleyici işlemleridirler. Bu yüzden ilk olarak yasama organının yürütme organının yetki alanına girmesinden dolayı yasama organı yönetmelik üzerinde değişiklik yapamaz.

2 – Yönetmelikler, yasaların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak için oluşturulduklarından yasayı kabul eden bir makam tarafından düzenlenemezler çünkü yasalar yönetmeliklere göre daha üstündür ki yönetmelikler zaten yasaların uygulanma şeklini belirlerler.

3 – TBMM’nin görevleri TCRP Anayasasının 64 üncü maddesinde aşağıdaki gibi belirtilmiştir.

TBMM’nin yasa koymaya, değiştirmeye ve kaldırmaya yetkisi açıkça vardır ancak yönetmeliklerle ilgili düzenlemeler yapmaya yetkisi yoktur. Ha şu olabilir; TBMM yeni bir yasa çıkarır ve yürütme organı bu yasaya uymak koşuluyla yönetmeliği değiştirmek durumundadır. Bu olur çünkü bu bir yasama işlemidir ve yasama organınca yapılan bir işlemdir. Yürütme organının yaptığı ise yasama organına bağlı olarak gerçekleştirdiği bir yürütme işlemidir. Yasama organı kendi işlemiyle yürütme organının işleminin ilgili konuda değişmesini sağlayabilir ancak yürütme organının yapabileceği bir işlemi yaparak yürütme gücünü kullanamaz.

Neyse ki Cumhurbaşkanı Gökçe Pınar Sarsılmaz tarafından yerinde bir adım atılarak bu hukuksuzluk abidesi ortadan kaldırıldı.

Ancak şu var ki TCRP Meclisinin bu durumda olması ve bizim DM yoluyla Moderatörü, Meclis Başkanını, bazı RPD leri uyarmamıza ve onların aktif olmalarına karşın yanıt vermemeleri sonucu Meclisin bir yönetmeliği değiştirmesi tek kelimeyle rezalettir. Bir de bu hukuksuzluk abidesinin Mecliste oybirliğine yakın bir çoğunlukla oylanması ve herkesin susması ise TCRP Meclisinin içler acısı durumunu göstermektedir. Meclis nasıl yönetmelik değiştirebilecek kadar alçalabilir? Yönetmelik yürütme organının bir işlemidir, yasama organının hem bunu yürütme gücü kullanarak değiştirmeye yetkisi yoktur hem de kendisi yönetmelikten çok daha üst bir norm olan yasa çıkarabilirken böyle bir yola girişmesi büyük mantıksızlıktır.

Meclisi meskenleri belleyen militokratlara ise ancak ayrı bir yazıda değinebiliriz.

TCRP’de Milletvekili olan Başbakan, Başbakan Yardımcıları ve Bakanların Milletvekilliği düşer mi?

Bir süredir gündemde olan bu konu bugün yine gündeme geldi. TCRP Anayasasında Milletvekili olan Başbakanın, Başbakan Yardımcılarının ve Bakanların milletvekilliklerinin düşmesine ilişkin bir hüküm yoktur, bu eskiden vardı (1982 Anayasasının 106 ncı maddesinin 4 üncü fıkrası).

Burada görüleceği üzere milletvekilliğinin düşmesi durumu açıkça belirtilmişti eskiden ama artık bu hüküm yok ve TCRP’de parlamenter hükümet sistemine dayalı bir hükümet sistemi mevcut. O yüzden milletvekili olan Başbakan, Başbakan Yardımcıları ve Bakanların milletvekilliği düşmez. Hatta Anayasanın 81 inci maddesinin 4 üncü fıkrası şu şekildedir.

Bakanlar Kurulu üyelerini asli olarak milletvekili biçiminde tasarlamıştır ki milletvekili olmayanların özel durumu belirtilmiştir. Anayasal dayanak isteyenler buradan bakabilir ama zaten asıl olan milletvekili iken bakan olanın milletvekilliğinin düşmemesidir, istisna olan düşmesidir ve bu açıkça belirtilmelidir ancak belirtilmemiştir.