Ağızlık

Ağızlık

Bizi her türlü siber saldırıya, hakaret ve küfürlere, iftiralara, yalan söylemlere ve diğer her türlü çarpıtmaya, karalamaya karşın takip eden yüzlerce okurumuza sonsuz kez teşekkür ediyor ve şükran borcumuzu bir kere daha yineliyoruz.

TCRP Halkı umarız ki hem sunucu yönetimine hem de demokrasiyi ortadan kaldırarak militarizm idaresi kurmaya çalışan vatan hainlerine gereken bedeli ödetecek ve onlara ağızlıklarını takacaktır.

Batı Çalışma Grubunun Düşürdüğü Milletvekilliği

Batı Çalışma Grubu adlı oluşumun Milletvekilliği ile ilgili hiçbir yetkisi yoktur. Anayasanın Yasama Dokunulmazlığı ile ilgili 63 üncü hükmü aşağıdaki gibidir. Milletvekili Mecliste bütün millete de vatana da sövse ”Meclis Başkanının önerisi üzerine Meclisçe konuyla ilgili karar alınmadıkça” hiçbir eyleminden ötürü sorumlu tutulamaz.

Paralel yapılanmanın ordudaki 2. numarası olan Ulaş Demir’in bu kararını güya dayandırdığı MGK Kararı:

Okununca anlaşılacağı üzere MGK Kararıyla Batı Çalışma Grubu adlı bir kurul kurulmuş ki bunun ayrıntıları nerededir belli değil. Burada bu gruba yasadışı protesto destekçilerini saptamak ve saf dışı bırakmak yetkisi tanınıyor yani burada ilgili kurula verilen tek yetki: ”yasadışı protestoları engellemek”. Yetkiler geniş yorumlanamaz, verildiği kadar yorumlanabilir, bu da anayasa hukukunun en temel ilkelerindendir. MGK, Anayasa ile kurulan bir kurum olduğundan(92.madde) Anayasa bağlıdır ve Anayasanın 63 üncü maddesi hükmüne herkes bağlıdır.

Askerin hiçbir suretle bir milletvekilini görevden alabilme yetkisi yoktur. Bunu Anayasayı yazan kişi olarak söylüyorum, böyle bir yetki yoktur. Askerin görevi yürütme gücünün emriyle askeri hizmetini yürütmektir, milletin iradesine saldırmak değildir.

Baskılara dayanamayan Başbakan Erkan İnönü istifasını Cumhurbaşkanına sundu. Artık bu süreç siyasi bir süreç değil, milli iradenin sürmesi için Cumhurbaşkanının, Başbakan ve Hükümetinin, Meclisin ve bütün bir halkın birlikte olarak yürütmesi gereken bir demokrasi sürecidir. Milli iradeye karşı gelenler milli iradenin en ağır hışmına ne olursa olsun uğrayacaklardır.

Giriş

Yazıya geçmeden önce az önce militarist bir zihniyetin yansıması olan devletin askeri kurumlarında ve istihbarat kurumunda varlık sürdüren paralel yapılanmanın Meclise diretip kabul ettiremediği Libya Tezkeresini bir kez daha reddeden, Genelkurmay Başkanının hukuka aykırı bir biçimde sunmuş olduğu ve orduya gerekmeyen bir sürü ek yetki taşıyan yasayı askeri baskılara karşın reddeden, asla yetkisi olmamasına karşın Meclis kürsüsüne bir Korgeneralin çıkıp milletvekillerini azarlar gibi baskı yaparak konuşması ve militarizme boyun eğmeyen cesur TCRP Meclisini yürekten kutluyoruz. İstedikleri tasarılar, almak istedikleri antidemokratik yetkilerin verilmesi kabul edilmeyince üzerinden jetler uçurulan Yüce Meclis 26 Ocak 2020 akşamı ülkenin en despot idaresine karşı bile milletin, milli iradenin yanında durmuştur ve her daim öyle duracaktır. Şu anda Meclisin üstünden jet uçurulabilir, Cumhurbaşkanı, Hükümet, milletvekilleri tek tek askerlerle tehdit edilebilir ancak şu da çok iyi bilinmelidir ki milli iradeyi temsil eden siyasi kurumlar ne zaman birlikte korkmadan cesurca dururlarsa aynı 1973’teki Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde iki karşıt partinin demokrasi için ortak adayı desteklemesinde olduğu gibi tarihin diğer vakitlerinde olduğu gibi başarılı olacaklardır. Tarihinin her anı kahramanlıkla dolu Türk askeri bu tür darbe zihniyetine mensup kişileri komutan olarak tanımayacak ve milli iradenin başlarına getirecekleri kimseleri kabul edecekler ve millete ihanet içerisinde bulunmayacaktır. İnanıyoruz ki Yüce Meclis eskiden olduğu gibi şimdi de ve gelecekte de milli iradeye yönelen her türlü tehdidi Cumhuriyetin kahredici pençesi altında ezecektir. Yalnız bize gereken tek öğüt milli marşımızın ilk sözüdür: Korkma! Hiçbir şeyden korkmayın. İsterlerse vursunlar, kırsınlar, döksünler, ipe götürsünler, kurşunlasınlar. Ama sizi buraya getiren milli iradeye teslim olun, onların vatana ihanet içinde olan paralel zihinlerine değil.

Meclis gibi militarizme karşı hamleler yapmaya çalışan ancak hukuken, Anayasal olarak hiçbir hatta tek bir sıkıntı olmamasına karşın (Anayasayı yazan kişi olarak söylüyoruz, bunu ayrıntılıca da açıklayacağız önümüzdeki yazılarda ancak Cumhurbaşkanının askeri atama, terfi, tenzil, görevden alma, emekli etme ve diğer işlemleri için YAŞ’ın toplanmasına, YAŞ’tan öneri almasına veya buna benzer şeylere ihtiyacı yok, böyle bir zorunluluk Anayasada öngörülmedi, Anayasanın Silahlı Kuvvetler başlıklı 91 inci maddesine göre her şey açık seçik ortadadır, YAŞ’ın görüşünün alınmaması fail sebebi asla ve asla olamaz. Atamalar, görevden almalar sebepsiz de yapılabilir, bu durum tamamen Cumhurbaşkanının takdirine bağlıdır ha denir ki bu adil değil o vakit Anayasa değişikliği yapılır ama o değişikliğe kadar kural budur ve devlet hukuk devletiyse kural olarak bu kural uygulanmak zorundadır, yönetim her şeye fail vermeye kalkışıyor ama siyasi düzeni ortadan kaldırıyor.) bunu engelleyerek paralel yapılanmaya hizmet eden Sunucu Yönetimine karşı demokrasiyi savunan Cumhurbaşkanı Eren İlhan’ı da yürekten kutluyoruz. Umarız ki bu demokrasi mücadelesinde milletin seçtiği Meclis, Hükümet (Meclis güvenoyu veriyor) ve Cumhurbaşkanı (Cumhurbaşkanı geçici olsa da Meclisçe başta seçilmiştir) birlikte hareket ederek direnecektir. Ayrıca her türlü siyasi kaygıdan uzak olarak söylüyoruz ki hakkı yenen ve önceki seçimlerde hile ile ilgili hiçbir şey yapmayıp bu seçimlerde sadece görevini geciktirme amaçlı demokratik süreci uzatıp aksatan TCRP Yönetimine Gökçe Pınar Sarsılmaz’ın hakkının verilmesinin demokrasinin gerekliliği olduğuna inanıyoruz. Ortada bir seçim ve sonuçları var, eskiden nasıl izlendiyse yol aynı şekilde izlenmelidir. Umarız ki TCRP halkı demokrasisinden ödün vermez ve ona sahip çıkmayı sürdürür. Şimdi bize düzenlenen siber saldırılara geçelim.

Çarşamba saat 22.30’dan Perşembe saat 20.00’ye kadar aralıksız süren ve sonraki günlerde de yüzlerce yabancı IP üzerinden sitemize yasadışı saldırılar yapıldı. Saldırılar konusunda başta bu konuda oldukça profesyonel bir teknik ekibimizin bulunmaması nedeniyle önce durumu kendi yöntemlerimizle çözmeye çalıştık ancak bu konuda başarılı olamayınca Hosting firması ile iletişime geçerek gerekli adımların atılmasını sağlayarak sitemize sürekli olarak yapılan saldırıların kendilerinin profesyonel çabaları doğrultusunda engellemiş bulunduk. Bu saldırıları kim yaptı diye sorarsanız Mars Tezkeresi yazımızda ”TCRP Yönetiminin ilk yazımızın ardından bilgisayar sistemimizi çökertecek virüsleri bize göndermekle bizi tehdit ettiğini” belirtmiştik. TCRP Yönetiminin bize önceden yöneltmiş olduğu tehditlere bakarsak bize kimin saldırdığını çok rahat bir şekilde anlayabiliriz. Bizim buradan TCRP Yönetimine çağrımız şudur: Biz yaptığınız yanlışları, bizatihi kendimizin kurmuş olduğu hukuk RP’sine ilişkin her türlü yanlışınızı eleştirmeyi sonucu ne olursa olsun sürdüreceğiz. Bu yolda bize karşı insanları kötülemek için başka sunucuların reklamını yaptığımız, en yakın dostlarımız ile ilişki içerisinde olduğumuz ve daha bir sürü kirli yalanı atarak yalancılığın görülmemiş bir başka boyutunu sergileyen müfterilere karşı mücadelemize devam edeceğiz. Siz istediğiniz kadar yalan atın, istediğiniz kadar hakkımızda iftira atarak bizi insanlara kötülemeye çalışın; Güneş balçıkla sıvanmaz. İstediğiniz yapın başaramayacaksınız çünkü biz kimseye saldırmadan kimse hakkında iftira atmadan yalan atmadan hep kanıtla belgeyle düşünceyle yanlışların karşısında durup onları düzeltmeniz için size çözüm yollarını gösteriyoruz. Biz TCRP’ye saldırmıyoruz, TCRP halkına her daim duyduğumuz sevgiyi sürdüreceğimizi bir kere daha yineliyoruz. Biz, hakkımızda iftiralar atan, en ahlaksız düşüncelerle dostluğumuza karşı bizi insanlara karşı güya kendilerinin savundukları insan haklarına aykırı olarak küçük düşürmeye çalışan, sitemize saldırılar gerçekleştiren ve yalan üstüne yalan söyleyen TCRP yönetimine karşı asla vazgeçmeyeceğiz. Kurmuş olduğumuz hukuk RP’sine yöneltilecek olan her türlü tehdidi bizzat yok edecek ve yapılan hiçbir haksızlığa karşı bedeli ne olursa olsun susmayacağız. Elinizden geleni ardınıza koymayın, biz bize inanıp bizim içeriklerimizi okuyan ve okutturan yüzlerce okurumuzla, kimse de kalmazsa bir başımıza devam edeceğiz. Hakkımızda her türlü iftirayı atsanız da her haksızlığı yapıp her yalanı söyleseniz de biz tek kalsak dahi doğruluğu, adaleti ve hukuku savunmaktan bir an olsun vazgeçmeyeceğiz.

Bu yazıda TCRP yönetimine eleştiriler yönelteceğiz, yetkili sohbetlerinde bizim arkamızdan ailemize kadar ettikleri küfürlere değineceğiz, iftiraları cevaplayıp bize edilen hakaretleri inceleyeceğiz. Gündemle ilgili konuları işlemeye çalıştık başta ama sonra bize yapılan haksız muamelenin çok büyük bir boyuta ulaştığını görünce bu yazıyı bunlara ayırdık.

Bu paragrafta bize kullanmak zorunda bırakılan bazı kibar olmayan sözcüklerden ötürü okurlarımızdan özür diliyor ve ilgili sözleri adres sahiplerinin artık hak etme boyutunda olduğunu belirtiyoruz. Şimdi yazımızın başlığını neden böyle koyduğumuzu incelemek için ağızlığın ne demek olduğuna bakmalıyız. Türk Dil Kurumunun tanımına göre ağızlık; ”Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes” olarak tanımlanmaktadır. Peki bu konu ile bu kavramın ilişkisi nedir? İşte bize saldıranlar buradaki bir kavramı karşılıyor. Hayvanlara hakaret etme amacımız yoktur yalnızca konunun ağızlık sözünün kullanımına uygun olabilmesi için bu betimlemeyi yapıyoruz. Bazı hayvanlar ağızlığa gerek duyar çünkü insan doğasında onların ağızlık olmadan bulunması insanlar için tehlikeler oluşturur. İşte medeni insanların olduğu bir yerde hayvanların da belli bir medeniyet düzeyi içerisinde eğitilip ona göre ağızlık gibi bazı ekipmanlarla sahiplerinin önlemlerini almaları gerekiyor. Medeni insanların arasında eğitilmemiş ve o medeniyete kazandırılamayan bazı köpekler havlar, ısırmaya çalışır, ağzından salyalar akıtır ancak ısıramazlar. Sahiplerinin taktıkları ağızlıktan ötürü ısıramazlar. Bizim anlayışımıza göre yöneten köpek, yönetilen de sahiptir. Yani yöneten o güce sahipse bu güç yönetilenden kaynaklanır. Yöneten hukuk boşluğundan kaynaklanarak yönetme yetkilerini kullanarak yöneten olmamıştır, yönetilenler onu yöneten olarak görmek isteyip ona yönetme yetkilerini kullanmasına izin verdiği için yöneten olmuştur. İşte bize de son zamanlarda bazı köpekler saldırmaya girişti hem de salyalarını akıta akıta. Başarılı olamadılar ve olamayacaklar ama şu var ki bir dahaki havlamaları bizi değil muhtemeldir ki başkalarını bulacaktır, o yüzden ağızlığa ihtiyaçları vardır. Yani sözün özü, TCRP halkı TCRP yönetimine bir ağızlık takmadan TCRP yönetimi şu ana dek sürdürdüğü havlama siyasetini bırakmayacak ve ısırmaya çalıştıkça kendi başarısızlığı ile RP’ye zarar vermeye devam edecektir. TCRP yönetimi role istediği kadar zarar verse de biz bu havlamalara karşı gereken önlemleri alıyoruz. Umarız ki kısa bir süre içerisinde RP aleminde dengelerin değişmesi suretiyle TCRP yönetimi yaptığı bu yanlışların ne kadar büyük boyutlu olduğunu anlar ve RP’ye verdiği zarardan kısmen de olsa döner. Tabi ki temennimiz TCRP yönetimine, halkı tarafından ağızlık takılarak yönetimin havlama siyasetini bırakılmasının sağlanmasıdır ancak bu sağlanmazsa da rolü rol yapan herkes artık ”tahammül” ilkesini bırakarak rolü düzeltmeyi ve geliştirmeyi amaçlayan daha düzgün ve adil akımları oluşturma yoluna yönelecektir.

Bizi tehditlere ve yıldırılara karşın okuyan yüzlerce okurlarımıza ilgileri için teşekkür ediyor ve içeriklerimizi yayınlamayı sürdüreceğimizi belirtiyoruz. Bildiğiniz üzere geçtiğimiz hafta birçok okurumuzun sınav haftasının bulunması ve bazı RP sunucularının anayasa hukuku ve hukuk alanındaki rol sistemlerinin geliştirilmesi konusundaki yoğun çalışma planımızı daha devingen bir biçimde gerçekleştirmemizden dolayı yazılarımızda rol içeriğine pek ağırlık vermeden gerçek anayasa hukuku ile ilgili bazı araştırmalarımızı ve değerlendirmelerimizi sizlerle paylaştık. Bu süreçte tabi ki yazı yazma konusunda bazı aksaklıklarımız oldu, bunların en önemli nedenini bu belirttiğimiz yoğunluk durumu oluştururken diğer bir nedenini de sitemizin geçtiğimiz günlerde saatler süren saldırılara maruz kalmasıdır. Bu süreci tamamlamamızın ardından artık role ilişkin daha güçlü içerikler paylaşmamızın vaktinin geldiğine inanıyoruz. Tabi en başta da belirtmiş olduğumuz üzere RP sunucuları ile planladığımız çalışma takvimimiz bizi içerik hazırlama konusunda olabildiğince vakitsiz bırakmaktadır ancak biz bu yoğunluklara karşın düzgün ve kaliteli içeriklerimiz ile sizlerle iletişim kurmayı her daim sürdüreceğiz. Bundan sonraki yazı içeriklerimizde daha çok birkaç konunun ayrıntılı olarak incelenmesi ve konu başlıklarının sıralanması ile okurlarımızın konu içeriğine ilişkin bilgilenmelerinin daha önceden sağlanması amacı ile bazı hareketlerimiz olacaktır. Sitemizin geliştirilmesi ve içeriklerimizin niteliklerinin daha başka boyutlara çekilmesini düşünmemizden kaynaklı olarak yazılarımızın uzunluğu, paylaştığımız gün sayıları ve buna benzer bazı konularda halen daha kesin bir planlama yapmış bulunmadık ve sanıyoruz ki ilerleyen günlerde bu konuda daha kesin adımlar atabileceğiz. Bu hafta genel rol aktifliğinin de fazla bulunmaması nedeniyle rolde yaşanan bir sürü anayasa hukuku sorununu aktifliğin olmadığı bir dönemde değerlendirmek yerine daha aktif bir dönemde değerlendirmenin amacımız doğrultusunda en uygun olacağı görüşünü benimsedik ve bundan dolayıdır ki geçtiğimiz hafta yazılarımızda azalma olurken bunlar daha çok gerçek konulara yöneldi. Umarız ki bu haftadan itibaren gerçek hayatlarımızın izin verdiği ölçüde role ait içerikleri sitemizde paylaşmaya devam edeceğiz.

Hakkımızda söylenenlere ilişkin söylemleri değerlendirmeden önce Amanos Hukuku yazımızda MİT ile ilgili bazı değerlendirmelerde bulunmuştuk, bunlara bazı eleştiriler yöneltilmiş, şimdi bu eleştirileri incelememiz gerekir.

IC/OOC farkını biliyor muyuz?

Yazımızın ilerleyen bölümlerinde yanıtlandırdığımız üzere Ekim-Kasım-Aralık 2019 Herakles’inde ve Ocak-Şubat 2020 TCRP’nin oldukça az bir kısmında evet bu konuda bilgisizdik ancak sonraki dönemlerde ki bu dönemin süresi de 1 yılı aştı, rol açısından herhangi bir sorun yaşamadık. Çağrı Yücel olarak 2 ay boyunca yaptığımız rol ifadelerinin ve aldığımız kararların role uygunluğuna TCRP yönetimi kararlara fail vermeyerek olumlu karar vermişse bu konuda TCRP yönetiminin rol bilgimize ilişkin olumsuz bir söz söylemesini mantıken beklemiyoruz. Bunun dışında IC/OOC farkını DM grubu açarak yani OOC bir yol ile Silivri’den Genelkurmay Başkanlığı nezdindeki askerlerle herkesten gizli olarak bir tutukluyu kaçırma RP’sini düzenleyip bunun kabulü için yönetime baskı kurup rol hayatına en önemli darbelerden birini vurmuş olan paralel müsteşardan öğrenecek durumda olmadığımıza inanıyoruz.

Form konusuna ilişkin açıklamalarımızı ilerideki sorularda belirteceğiz.

Yazacak bir şey bulamıyor muyuz?

Önceki yazımızın en başında şunları demişiz: ”Okurlarımızın önemli çoğunluğunun sınav haftası olması dolayısıyla gündem dışı konuları kaleme alma gereği duyduk. Bunun dışında RP sunucuları ile birlikte sınav sonrası dönem için hazırlıklarımız sürüyor, anayasa ve hukuk alanındaki çalışmalarımıza devam ediyoruz. Hem de bu yüzden hem de okurlarımızın içeriklerimizi daha düzgün okuyabilmesi adına yazı paylaşma hızımızı sınav haftasından dolayı düşürdük”. Buradan rahatça anlaşılabileceği üzere yazacak bir şey bulma konusunda sıkıntımız yok. Yazılarımızın paylaşım hızını düşürmenin sınav haftasında doğru bir adım olacağına inanarak bunu yaptık ve bu şekilde olmasını uygun gördük. Bunun sonucunda da gündem dışı bir içerik olan Hatay Anayasasını incelemeye çabaladık. Yani yazacak bir şey bulamama sıkıntımız yok, aksine daha fazla zamanımız olsa harika şeyler yaratabileceğimizi her fırsatta yineliyoruz. TCRP’de her gün yaşanan anayasa hukuku ve sunucu yönetiminin RP anlayışına aykırı olarak aldığı iptal kararlarını incelemek, konuların büyüklüğü nedeniyle neredeyse bütün mesaimizi tıkıyor.

MİT Formuna İlişkin Eleştiri

TCRP’de geçtiğimiz günlerde paylaşılan MİT formu ile ilgili IC ve OOC kavramların birbiri ile karıştırıldığına ilişkin birkaç eleştiri aldık ve bu konuda daha ayrıntılı bir açıklama yapmanın doğru olacağı kanaatine vardık. Önceki yazımızda şunu belirtmişiz: ”Burada şu denebilir, bu roldür vesaire. Biz işin hukuki kısmını eleştiriyoruz. MİT isterse değil insan, yüzlerce kişiyi öldürür, biz bunun fiili kısmına takılmıyoruz, bu iş gerçekleşirse hukuksuz olur, yasadışı olur ve böylece artık suç işlenmiştir”. Yani işin hukuki kısmını eleştirdiğimizi yeniden söylüyoruz. Rolde bunlar yaşanabilir ve hukuksuzluklar meydana gelebilir ki rolün gerçekçi olması için zaten hukuksuzluğun da olması ve hukuksuzluğun mahkemelerde gerek çözümlenmesi gerek çözümlenememesi gerekmektedir. Bu yüzden işin hukuki kısmını değerlendirdiğimizden bunların rolde olup olamayacağını inceleyenler için incelememizin çok bir yarar sağlamayacağına inanıyoruz. Bunun dışında OOC bir olayı IC anayasa ile değerlendirdiğimiz söylenmiş. Anayasada ölüm cezası yok diyor, MİT formunda çıkarsan öldürülürsün diyor. E bunu yapanı OOC/IC ayrımından ötürü eleştirmeyelim mi? Bu yapılan hukuka uygun mu? Anayasada yasaklanmış olan ölüm cezasını hiçbir kurum, hiçbir devlet kurumu veya kişi uygulayamaz. MİT’in böyle bir eylemde bulunması tamamen yasadışı bir olayın yaşanmış olduğunu gösterir ve Anayasaya tamamen aykırıdır. MİT’in OOC formunda zaten bu ifadelerin yazılması yanlıştır, role aykırıdır. Bu konuda yapılan eleştirileri tam olarak anlayamıyoruz veya eleştirenlerin eleştirdiği şekilde olaya bakıp yorum yapamıyoruz çünkü biz bir durumun role uygun olup olmadığını değerlendirmekten ziyade hukuka uygunluğunu denetliyoruz. Kendisinden ayrılanları Anayasaya karşın öldürmeye kalkan bir infaz timinin yaptığı hukuksuzluklara IC/OOC ayrımından ötürü susacak halimiz yok.

Konumuza geçmeden önce TCRP Yönetiminin hakkımızda dediği birkaç söze değinmeyi gerekli görüyoruz. Bu kısımda bizim etmediğimiz ancak bize edilen hakaret ve küfür boyutuna varabilecek söylemlerin yer alması nedeniyle okurlarımızın dikkatli olmalarını rica ediyor ve bu sözlerden etkilenmemelerini amaçlıyoruz.

Bu bölümde çok fazla önemli soru bulunduğundan okurlarımızın iddiaları ve yanıtlarımızı dikkatlice okumalarını umut ediyoruz.

Yalan mı söylüyoruz?

Biz herhangi bir yalan söylemedik ancak kullanıcı adında Kayra adlı birine taptığını belirten Taha Bey üzgünüz ki yalan söylüyor ve bize iftira atarak müfteri oluyor. Kendileri ellerinde hiçbir kanıt olmamasına karşın bizim site değil sunucu reklamı yaptığımızı iddia ederek yalan söylemişlerdir. Biz hiçbir vakit sunucu reklamı yapmadık, yalnızca arkadaş listemizde bulunan kişilere sitemizin linkini paylaştık ve bu hiçbir suretle reklama girmiyor. Kendilerinin de çok iyi bildiği üzere reklam arkadaş listesinde bulunan kişiler yoluna mesaj atmakla değil, arkadaş listenizde bulunmayan ama aynı sunucuda bulunduğunuz bir veya birden fazla kişiye başka bir sunucunun linkini atması yoluyla gerçekleşmektedir. Bizim başka bir sunucuya ilişkin ve dahi kendi sitemize ilişkin bir reklam girişimimiz bulunmamıştır. Kendi sitemizin yayılması bile TCRP Yönetiminin bizim adımızı yasaklamasına karşın insanlar tarafından yüzlerce kişi aracılığıyla kulaktan kulağa söylenerek gerçekleşmektedir. Ancak şu var ki Taha Bey’in bizim sunucu reklamı yaptığımıza ilişkin iddiaları yalandan ve iftiradan ibarettir. Buradan Taha Bey’e çağrımız yalancılığı ve müfteriliği bırakmasıdır.

Aptal mıyız?

Yukarıdaki görüntüde de göreceğimiz üzere Taha Bey tarafından bize aptallık teşhisi konulmuş. Türk Dil Kurumuna göre ”aptal” sözcüğü şu anlama gelmektedir: ”Zekası pek gelişmemiş, zeka yoksunu”. Zekanın nasıl belirlendiği konusunda bilimsel araştırmalar mevcuttur ve bu araştırmalar doğrultusunda biliyoruz ki zeka testleri bu konuda görevli ve yetkili olan bilimsel kurumlar tarafından yapılmaktadır. Taha Bey aptallığın bilimsel kurumlarca değil de kendisince belirlendiği kanısına kapılıyorsa üzgünüz ki bu kanısı yanlıştır. Tabi kendileri de zeka seviyelerini merak ediyorsa bunun analizini gerekli ortamlarda yaptırabilirler.

Sunucu hakkındaki görüşlerimiz nelerdir?

(Mesajın devamını vermedik çünkü Baran Bey ve sunucusu ile ilgiliydi, bizimse bunlarla ilişkimizin bulunmadığını önceki yazılarımızda belirtmiştik.)

Sunucu hakkındaki görüşlerimiz ilk yazımızda belirttiğimiz üzere her rol sunucusuna olumlu bakmamız ve faaliyetlerimizi aksatmayacak her rol sunucusunu karşılık beklemeksizin desteklememizdir. Biz politikamızdan şu ana dek taviz vermedik ve vermeyeceğiz. Biz, bize saldırılmadığı sürece herkesin dostu olmaya devam edecek ve bizzat kurmuş olduğumuz hukuk rolünün iyiliği ve gelişimi için durmak bilmeden çalışmayı sürdüreceğiz. Taha Bey yazılarımızı okumadığı veya okuyup da anlayamadığı için politikalarımızın hangi yönde olduğunu bilememektedir bu yüzden de kendimizi bu konuda daha fazla açıklama yapma gereksinimi duymuyoruz çünkü zaten gerekli açıklamaları yaptık, isterlerse kendileri okuyabilirler.

TCRP’ye hakaret ettik mi?

Yukarıdaki görüntüde de göreceğimiz üzere Taha Bey bizim TCRP’ye hakaret ettiğimizi iddia etmiş. Bu da demek oluyor ki kendileri bizim TCRP halkını ve yüzlerce kişi olarak, TCRP halkı olarak kendi emeklerimizde yaratmış olduğumuz TCRP’ye olan sevgimizi inatla haykırmamıza karşı kulaklarını tıkamıştır. Taha Bey bu konuda insanlara istediği kadar yalan söylesin istediği kadar insanları kötülesin, biz bu yolda yürümeye devam edeceğiz.

TCRP’ye geçici süreliğine dönmemiz aptallık mıdır?

Biz bunun aptallık olduğunu düşünmüyor ve buna inanmıyoruz, bu konudaki görüşlerimizin ayrıntılarına erişmek isteyenler Yücelizm yazımızı okuyabilirler. Taha Bey’in yukarıda belirtmiş olduğu gibi bizim bu eylemimizin aptallık olduğu iddia edilebilir ancak biz de şunu merak ediyoruz ki TCRP’de Anayasa Mahkemesi Başkanı olmak aptallıksa Sunucu Yönetiminde bulunmak nedir?

O… … muyuz?

TCRP yönetiminin yetkili sohbetinde görüleceği üzere bize bazı küfürler edilmiş. Öncelikle küfürlerin anlamlarına bakıp küfürlerin anlamlarını karşılayıp karşılamadığını incelememiz gerekir. Türk Dil Kurumuna göre ”o…” sözcüğü ”hayat kadını” anlamına geliyor. Hayat kadının da anlamı şöyle tanımlanıyor: ”Para karşılığında erkeklerin cinsel zevklerine hizmet eden ve bu işi meslek edinen kadın”. Yani buradan görüleceği üzere rol dışında annemizin bu sözcüğü sağlayan biri olduğu ve bizim de öyle birinin çocuğu olduğumuz söyleniyor. Samimiyetle belirtmemiz gerekir ki bizim ailemizde bu tür ahlaksız işlerde bulunanlar yoktur. Bize bu iftiraları atıp ahlaksızlığımızı iddia edenlerin ahlak düzeylerinin toplumun ortalama ahlak düzeyinden yüksek olmayan bir ahlak düzeyine sahip oldukları görüşündeyiz. Bu kimselerin çevrelerinde bu ahlaksızlıklar olabilir veyahut kendileri bu tür ahlaksızlıkların içinde bizatihi bulunarak bunları deneyimlemiş olabilirler, bu konuda bilgimiz olmadığından asla konuşamayız ancak şunu çok açık bir şekilde söyleyebiliriz ki bizim ailemizde ve aldığımız ahlak eğitiminde bu tür ahlaksızlıklar, bu tür toplumun genel yapısına aykırı eylemler bulunmamaktadır. Umarız ki bu sözü söyleyenler bu ettikleri küfrün seviyesizliğini anlarlar.

P… miyiz?

Yukarıda gördüğümüz gösteride de görüleceği üzere bize ”p…” denmiş. Bu sözcük Türk Dil Kurumuna göre ”Anası ile babası arasında evlilik bağı olmadan dünyaya gelen çocuk” ve ”Babası belli olmayan çocuk” anlamlarında gelmektedir. Bizim doğumumuz annemiz ile babamızın yasal evlilikleri sırasında gerçekleşmiş ve yasalara uygun bir biçimde bu durum yaşanmıştır. Babamız ise Türk Medeni Kanununun hükümlerine göre gereken hükümleri sağlamak suretiyle babamızdır. Yine bize bu iftirayı atan ve bu küfrü eden kimse ile görüştükten sonra kendisi bize ”bana anlatılanlara göre yorum yaptım” demek suretiyle ettiği küfürden ötürü özür diledi. Biz bu özrü kabul ettik ki bir insan olarak hoşgörü ve insanlık ortamını sağlamak adına bu tarz durumlarda barışmak durumunda olduğumuza inanıyoruz. Bizim o kişiye karşı bir kinimiz, nefretimiz veya düşmanlığımız yoktur. Ancak şunu belirtmeliyiz ki bizim hakkımızda TCRP yönetimi insanlara ”p…” dedirtecek kadar ne anlatıyor bilmiyoruz ama kimsenin ailesi kişi hakkında düşünülen sözlerden ötürü sorumlu tutulmamalıdır, sorumluluk bireyseldir ve küfür olacaksa bireysel olmalıdır.

Biz TCRP Yönetiminin başındaki kişiye Ağustos 2020 dönemi Herakles’inde küfürler edilirken ve annesine sövülürken biz onun bize yaptığı haksızlıklara, bize ve ailemize ettirdiği küfürlere, hakkımızda attığı iftiralara karşın yine de onu ve annesini ne pahasına olursa olsun koruduk. Tek bir Heraklesli bize ”onu ve annesini orada atılan küfürlerden korumadın” diyemez. Biz evet uzun süre anlaşmazlıklara düştük ve halen de düşünsel boyutta karşıt kutuplarda olduğumuz gözlemleniyor ancak biz hiçbir vakit ne olursa olsun ne bize karşı olanlara ne de onların ailelerine, saygınlıklarına küfredilmesine asla izin vermedik. Herakles’te gücümüz yettiğince bu küfürleri engelledik, engelleyemediğimiz meseleler oldu ama biz bize bunca işi yapmış olanları cansiperane bir şekilde sanki onların dostlarıymışız gibi savunamazdık çünkü bizden bu şekilde bir savunmayı hak etmiyorlardı. Ancak biz onları dost olarak değil insan olarak savunduk ve onlara edilen bütün küfürlere karşı yönetimin bunu tamamen desteklemesine karşın biz karşı durduk. Biz, bize yapılan her şeye karşın bu tarihi insanlık görevimizi yaptığımıza inanıyoruz. TCRP Yönetiminden de bu konudaki tek isteğimiz şudur ki insanlara bizim ailemize küfredecek kadar yalan ve iftirayla doldurmayın. Küfretsinler, her şeyi desinler, biz engelledik varsın siz engellemeyin ama yeter ki insanların ahlaklı düşüncelerini ve özgür iradelerini olumsuzca etkilemeyin. Bütün bunlar bittiğinde veya durumlar değiştiğinde birbirimizin yüzüne bakacak halde bırakın bizi. Bize edilen küfürlere kırgın değiliz çünkü küfürlerin gerçek anlamlarını karşılamadığını bizatihi kendi yaşamlarımızdan biliyoruz ve bu küfürleri o insanların içinden gelerek değil yönetimin onları bu konuda yalanlarla iftiralarla doldurması ile ettiklerini görüyoruz.

Çağrı Yücel kimin adamı?

Çağrı Yücel yani Barış Yasaman devletin adamı, başka kimsenin adamı değil. Çağrı Yücel’deyken yaptığımız faaliyetlerde dostumuz Baran’ın hesabımıza erişimi yoktu ve birçok konuda da kendisi ile ortak hareket etmiyor, devletin çıkarları için ortak hareket ettiğimiz vakitler oluyordu. Birçok açıdan da ortak hareket etmediğimiz zamanlar oluyordu, bu konuda bizi tanıyanlar daha iyi bilecektir. Biz kimsenin adamlığını yapmadık ama birilerinin adamlığını yaptığımızı iddia edenler paralel yapılanmanın tetikçiliğini yapmaktadır.

Yargı Barış Yasaman mı?

Bir devlette yasama yürütme yargı diye üç ayrı organ vardır. İnsanlar yargı organı yerine bazen kişi adları getirerek ”yargı dağıtmak” adlı bir söz öbeğini kullanmak yoluyla o kişiye sevgilerini gösterirler veya o kişinin yaptığı işi takdir ederler. Burada bize yargı denmesini bu anlamda saygıyla karşılıyor ve bizi sevenlere teşekkür ediyoruz. İşlerimiz genelde devletin yargı organında olduğundan bu konuda da bizi kutlamak amacıyla bize bunu diyenlere teşekkür ediyoruz. Ancak burada şu var ki bu terim eğer ilk anlamında kullanılıyorsa şunu demeliyiz ki biz kimsenin sevgisinin kimsenin sevgisini aşamayacağına inanıyor ve sevginin rekabet edilecek düzeyde bir kurum değil aksine insanların gönüllerinden kopabilecek kadar varlığını sürdürebilen bir nesne olduğunu düşünüyoruz. Bu konudaki hiçbir rekabeti kabul etmiyor ve insanların gönüllerinden gelen her türlü sevgiye sonsuz müteşekkir olduğumuzu bildiriyoruz. Bunun dışında eğer konu yargı alanında yaptıklarımız ile ilgili ise yargı konusunda yaptıklarımızın eleştirilmesinin bu tarz slogan gibi sözlerle değil hukuki analizlerle yapılmasının doğru olduğu görüşündeyiz. Taha Beyle bizi bu konuda kıyaslamak isteyenler var ise şu bilinmelidir ki Taha Bey’in hukuk alanında bir deneyimi olmayıp bu alanlarda rol yapmadığından ikimizin ilgili konuda kıyaslanması mümkün değildir. Yani bu söylem insanları bir tarafa çekmeye baskılayan bir söylem olmaktan öteye gidememekte ve olayların gerçekliğine yönelen bakış açılarını reddeder bir niteliğe bürünmektedir. Hiçbir anlam taşımamakla birlikte amacı halkı kin ve nefrete tahrik etmektir. İnsanların bize yargı demesi ile de RP bilmemenin RP kavramlarını bilmemenin ilgisinin ne olduğunu merak ediyoruz. Sevgi RP’nin iyi yapılıp yapılmasına bağlı bir değer midir?

RP biliyor muyuz?

Biz 1,5 yıla yakındır üzerinde uğraştığımız ve deneyimler kazandığımız ancak halen daha araştırmalar yaptığımız alanımız olan hukukta bile hiçbir vakit uzmanlığımızı, ustalığımızı iddia etmedik ve unvanlarımızla, sıfatlarımızla değil yalnızca yaptığımız işlerle değerlendirilmemizin doğru olduğunu belirttik. Biz aynı anlayışla rol konusunda da uzmanlığımızı belirtmiyoruz. RP bilmediğimiz iddialarına ise 1 yılı aşkındır sürdürdüğümüz RP kurallarına uygun rol deneyimimizden ötürü olumlu karşılık veremiyoruz. Ekim-Kasım-Aralık 2019 Herakles döneminde RP kurallarına aykırı davrandığımızı kabul ediyoruz ve aynı anlayışla da Ocak-Şubat 2020 TCRP döneminde Çankaya Köşkü olayı olmak üzere bir iki olayda rol kurallarını ihlal ettiğimizi kabul ediyoruz. Biz yaptığımız yanlışları kabul etmekte ve gerçekleri doğrulamakta hiçbir sakınca görmüyoruz. Ondan sonra Temmuz-Ağustos 2019 Herakles, Aralık-Ocak 2020 Athena ve Ocak-Şubat 2020 TCRP (Çağrı Yücel) dönemlerinde RP’ye aykırı davrandığımıza inanmıyoruz. RP kurallarına aykırılık gösterdiğimiz dönemler de başta bize bu iddiaları yöneltenler olmak üzere bir sürü kişi RP’ye aykırı davranıyordu ve o dönemde bugünün kuralları yoktu. 1,5 yıl öncenin olayını bugünün gözüyle eleştirirseniz tabi ki haksız ve gerçeklikten uzak bir eleştiri yapmış olursunuz dönemi kendi koşullarıyla değerlendirmediğinizden. Ki bize bu iddiaları atanlar yaptığımız davranışların role aykırı olduğunu söyleseydi Çağrı Yücel’in 2 ay boyunca yaptığı her role fail kararı çıkartarak bunun engellenmesini sağlarlardı ama engellememişler, demek ki Çağrı Yücel 2 ay boyunca Gigi’nin hakkında fail kararı verdirdiği 2 karar dışında role uygun yüzlerce karar çıkarmış ve binlerce kelimelik tutan Yüce Divan rolleri yapmıştır. Hem 2 ay boyunca yaptığımız her işin role uygun olduğunu yaptığımız işleri onaylamakla onlara olur vermekle kabul ediyorlar hem de rol bilgimizi kabul etmiyorlar, o vakit üzgünüz ki artık rol bilginizden şüphe ediyoruz. Bunun dışında bizi eski dönemdeki rollerimize ilişkin olarak suçlayanlar Mecliste çıkarmak istediğimiz bir yasaya OOC gruplarda toplanıp ret kararı verdirmeye çalışarak, para karşılığında OOC mesaj yoluyla hayır oyu çıkarmaya çalıştıklarını neden insanlara açıklamamaktadır? Bizim rol bilgimize laf söyleyenler neden Herakles döneminde Anayasada yapacağımız değişiklikleri engellemek için OOC mesaj yoluyla bize baskı yapmak suretiyle rol kurallarını alenen ihlal ettiklerini niye açıklamamaktadır? Kararlarının çoğunu belli çıkar gruplarının baskıları ile adalet ve hukuk anlayışından uzak bir şekilde almış olan TCRP Yönetiminden birinin bunları söylemesi şaşırtıcıdır. Bunca soru varken ve bunca mesele varken biz eskiye ait yanlışlarımızı kabul ediyoruz ancak bizi suçlayanların da eskiden aynı yanlışlara düştüklerini unutmamalarını rica ediyor ve insanlarımıza bu gerçekleri bildiriyoruz.

Cahil miyiz?

Öncelikle cahilin sözlük anlamına bakmak gerek. Türk Dil Kurumuna göre cahil ”Öğrenim görmemiş, okumamış” ve ”Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan” anlamlarına gelmektedir. Biz gereken eğitimi okullarda almış ve gerekli okumaları yapmış olduğumuza inanıyoruz. Konuya ilişkin de genel bilgimizin olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden de cahil olduğumuz iddialarını kabul edemiyoruz. Anayasa yazmak tabi bir RP işi değil ancak gerçekte önemli bir iştir. Yazdığımız Anayasaların özelliği şudur ki gerçekte bir doktor bir hastayı tedavi etmek için belki yüzlerce cümle sarf eder ve tıbbi terimler kullanarak tedavi yöntemlerini düşünerek bunların uygulamasını sağlıyor ve rolde bir doktor birkaç kelimelik rol durumları vererek bu işi hallediyorsa, bizim yazdığımız Anayasalar gerçek yaşamın daha kısaltılmış şekli olarak değil, gerçek hayattaki Anayasacılığın bizzat alınmış hali şeklinde olmasıdır. Yani 120 maddelik bir Anayasayı biz rolde birkaç paragrafa sığdırmıyor, yine 120 madde ile ifade ediyoruz. Yani gerçek bir metin oluşturuyoruz ama bunu rolde kullanmak üzere yapmış bulunuyoruz. Bu yüzden de hazırladığımız içerik bizim anladığımız basit rol içeriğinden daha kapsamlı oluyor. Bu bizim tercih meselemizdir ve biz anayasa hukukunun RP ülkelerinde hakkının verilerek yayılmasının ve geliştirilmesinin sağlanmasını gerçek hayat gibi olacak bir rol anlayışına (sanırız bu durumu kimileri Hard RP olarak niteliyor) bağlıyoruz. Biz anayasa yazmanın veya hukukla ilgili işlerin rol olduğunu zaten belirtmedik. Biz gerçek hayatta karşılık bulabilecek metinler hazırlıyoruz ama sunucu rol sunucusu olduğundan bu metinler tamamen rol olaylarına endeksli bir şekilde hazırlanıyor. Biz kendimizi rp bilme konusunda uzman görmüyoruz ve bu alanda çalışmalarımızın olduğunu belirtmiyoruz. Bizim bütün çalışmalarımız anayasa hukuku alanınadır. Ha işimizin hukuki kısmı hukuki mantık çerçevesinde tabi ki eleştirilebilir ki bu eleştiriler bize yarar sağlayacaktır çünkü özeleştirinin de eleştiriden öteye gidemediği gerçeğini gözlemlemekteyiz. İşimizin rol tarafı eleştirilebilir, değerlendirilebilir ama bizce rol değerlendirmesi önemli değildir çünkü biz işimizi zaten rol kurallarına uygun olsun diye yapmıyoruz veya rol yapalım diye yapmıyoruz, anayasa hukuku RP ülkelerinde gelişsin diye yapıyoruz. RP’yi incelemek artık RP sunucularının yönetim ekiplerine kalmış bir konudur, o bizi ilgilendirmiyor. Bizi yaptığımız işlerin hukuki boyutu ilgilendiriyor.

Anayasa yazarak iyi RP ci olunur mu?

Anayasa yazmak ve RP alanında gelişmiş olmak başka konulardır yani ikisinin ilişkisi yoktur. Temel anlamda bildiğimiz RP’de iyi olunmak bizce verilen rol durumlarının konu-anlam bütünlüğü açısından ve dil bilgisi açısından gelişmiş olması ile anlaşılır. Biz genelde rol durumu vermiyor ve işin doğrudan hukuki kısmı ile ilgileniyoruz. Bir RP sunucusunda başarıyla Anayasa yazmak bizce takdir edilecek bir olaydır ama bu işin hukuki kısmıdır yani RP veya hukuk alanında bilgi sahibi olmak birbirlerinden ilişiksiz olan konulardır. Biz iyi bir aşk rolü yaptığımızı veya iyi bir operasyon yönetme rolü yaptığımızı iddia etmiyoruz ve hatta devlet daireleri arasında dönecek her teamüle uyacak güzel bir rol yaptığımızı da iddia etmiyoruz. Biz zaten klasik rol anlayışı açısından rol yaptığımızı iddia etmiyoruz, rolde önemli hukuki metinler oluşturduğumuzu ve bu düşünce yapısı ile kararlar aldığımızı belirtiyoruz. Amacımız da geldiğimizden günden bu yana iyi bir RP ci olmak değil, hukuk alanında RP’de önemli gelişmelerin sağlanmasına öncülük edebilmektir. Bunun dışında biz iyi bir RP ci olduğumuza inanmıyoruz ama kişinin söylediği üzere bu konuda iyi bir RP ci olduğumuzu iddia edenler varsa teşekkürlerimizi sunuyoruz.

2021 TCRP Anayasası iyi bir Anayasa mı?

Biz yazdığımız Anayasayı hukuki dil ve uygulanabilirlik açısından iyi olarak değerlendiriyoruz. Başta halka geniş bir temel hak ve özgürlükler alanı tanıyan Anayasamız siyasi sistem açısından sorun oluşturan birçok konuyu çözüme bağlamış ve genel metni hukuka ve dil bilgisine uygun bir duruma getirmiştir. Bunun ayrıntıları tabi ki üzerinde saatlerce müzakere edilebilir ve bu konuda sayfalarca araştırma ve inceleme gerçekleştirilebilir. Ancak bu incelemeler hukuki olmalıdır, hukuk dışında anlamsız cümlelerle bu konu hakkında yorum yapılmamalıdır.

Anayasada yasa yazmak

Öncelikle burada üzerinde durmamız gereken konu şudur ki bizim hazırlamış olduğumuz Anayasaya TCRP Yönetimi tarafından başlıca yöneltilen eleştiri bu Anayasada ”kendimizi öven yasa” yazmış olmamızdır. Buradan açıkça anlaşılacağı üzere TCRP Yönetiminin hukuk bilgisi sıfırdır. Anayasa her şeyden önce bir yasadır bu yüzden Anayasanın içinde yasa bulunamaz yani Anayasada yasa yazılamaz, madde yazılabilir fıkra yazılabilir ama yasa yazılamaz. Örneğin gerçek hayatta kullanılan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası adlı yasanın sayısı 2709 dur. Bundan sonra çıkan tütün mamüllerinin belli bir yaş grubuna yasaklanmasına ilişkin çok sıradan ve Anayasaya kıyasla çok daha önemsiz bir yasa 2710 sayısı ile anılıyor(burada ilgili yasanın sayısı 2710 değil, örnek vermek için bunu yaptık.) Bir yasada yasa nasıl yazabilir? Bir yasada başka bir yasa nasıl yer alabilir? Anayasayı bilmeyenlere şöyle özetleyelim. Anayasa şunu der: Ülkenin Cumhurbaşkanı olacak, şöyle yetkileri olacak ama bunları yapamayacak. Hükümet olacak ama şu kadar yetkisi olacak şunu şunu yapamayacak. Halkın özgürlükleri olacak, buna hiçbir siyasi kurum karışamayacak. Yargı bağımsız kalacak vesaire. Yani Anayasa devletin temel teşkilatını belirleyen bir hukuk metnidir. Tarihte ve günümüzde 20 maddeden 400 maddeye uzanan bir sürü Anayasa vardır. Ancak artık modern tekniklerle ortalama bir Anayasadaki madde sayısı 80’den 120’lere kadar değişebilmektedir bazen 180’lere varabilmektedir. Yasa ise genel olarak Anayasa dışındaki kuralların koyulduğu metinler olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani basit bir anlatımla yasalar şöyledir. Polis Salahiyet ve Vazife Kanunu polislerin yetkilerini ve görevlerini tek tek açıklayarak onların görevlerini ve yetkilerini sıralar. Merkezi Bütçe Kanunları yürütme organına ”bu yıl sana şu kadar para veriyoruz şu harcamaları yapman için, al harca” der ve ona devletin mali kaynaklarının yönetimini verir. Bir yasa toplumdaki suçların neler olacağını belirler, diğeri bunların cezalarını belirler, diğeri bunlarda yurttaşların nasıl yargılanacağını belirler, bir diğeri memurların mali haklarını düzenler, bir diğeri evliliği, boşanmayı, çocukların velayetini düzenler. Yasalar binlerce kuralı hüküm altına alır ve günümüzde yürürlükte olan yasa sayısı Türkiye bazında 7300 civarındadır, Anayasa ise bir tanedir. Anayasa bütün yasaların üstünde olsa bile sonuç olarak yasa olduğundan içinde bir yasa barındıramaz. Buradan da şunu anlıyoruz Anayasada yasa olamaz dolayısıyla Anayasada birini veya bir şeyi övecek yasa da bulunamaz. Yasa bulunamaz ancak madde, fıkra, cümle, bent ve hepsine genel bir isim koymak gerekirse hüküm bulunabilir. Anayasa ile yasanın ayrımını ve bunların ne olduğunu farkına varamayanlardan hukuki eleştiriye benzer laflar duymak bizi anayasa hukukunun ve genel hukukun düzeyini gördükçe üzüyor.

Şimdi ise Anayasada kendimizi öven hüküm koymamız iddiasına gelelim. Türk Dil Kurumuna göre ”övmek” sözcüğü ”birinin veya bir şeyin iyiliklerini, üstünlüklerini söyleyerek değerini yüceltmek” anlamına gelmektedir. Anayasada suçlandığımız maddeyi aşağıda yeniden paylaşalım.

TCRP Anayasasının sondan birinci maddesindeki hükümlerin baş harflerinin yan yana gelmesiyle ”YASAMAN” adının çıkması kendimizi övmek midir? Anayasada bu sözcüğün yazması bizi veya bizim yaptığımız herhangi bir işin üstünlüklerini mi söylüyor veya üstünlüklerini söyleyerek bunun veya bunların değerini mi yüceltiyor? Biz burada öyle bir övgü göremiyoruz ve bunu yazarken de amacımız övgü değildi. Yücelizm yazısında belirttiğimiz üzere bunu bir imza olarak yaptık ve sanıyoruz ki adımızın yasaklandığı, soyadımızın telaffuz edilmesinin ban sebebi olduğu bir yere oranın şu ana dek orasının en güçlü olan Anayasasını yazan bizim imzamızı atmak Anayasayı yazan olarak hakkımızdır. Ancak daha önce de belirttiğimiz üzere kendimizi övmeye dönük hiçbir eylemimiz yoktur ve böyle bir şeyi aklımızdan bile geçirmedik.

TCRP’den prim mi kasıyoruz?

TCRP’den veya başka herhangi bir yerden prim kasmıyoruz ve böyle bir amacımız yok. Rol anlamında aktifleşen başka sunucuların da varlık göstermesiyle birlikte oradaki anayasa hukuku olaylarını inceleyeceğiz. TCRP’de neredeyse her gün anayasa hukuku sorunları olduğundan ve bir haftada ondan fazla sistemle ilgili sorun yaşandığından, yönetim bunlara RP yönetimi olarak yetkisinin yetmemesine karşın sürekli karışması ve haksızca davranması gibi olayların kaynaklanmasından ötürü orası bizim için özel bir inceleme noktasıdır. Çünkü şunu unutmamalıyız ki doğru sadece teorik anlatımlarla değil, yanlış yapılan pratikleri incelemeyle de öğrenilip görülebilir.

Düzenbaz mıyız?

Üstte gösterilen fotoğraftan anlaşılacağı üzere RP kalitemize laf edildiği kabul edilmiş, buna ilişkin açıklamalarımız da üstte yer almaktadır. TCRP’ye yan hesabını sokup oradaki insanlara laf sokmak deyiminden ne anlatılmak istendiğini anlayamadık.

Bize düzenbaz olduğumuza ilişkin bir itham yapılmış, şimdi bu sözcüğün sözlük anlamını inceleyelim. Türk Dil Kurumuna göre bu sözcüğün anlamı şudur: ”Hile yoluyla aldatan, hile yapan”. Peki hile nedir? Yine Türk Dil Kurumuna göre ”hile” sözcüğünün anlamı şudur: ”Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen, dolap, oyun” ve ”Çıkar sağlamak için bir şeye değersiz bir şey katma”. Biz kimi aldatmışız? Bu konuda bizi suçlayanların kendi geçmişlerine bakmaları gerekmektedir, aldatmak, insanları kandırmak, yanıltmak bizim geçmişimizde yoktur ancak seçim sonuçlarını etkilemeye çalışanlarda, bile bile insanların yüzüne yalan söyleyenlerde vardır. Düzenbaz olduğumuzu da hile yaptığımızı da kabul etmiyoruz. TCRP Yönetiminin bizi sunucudan ve her türlü olaydan uzaklaştırmaya çalışması asıl düzenbazlık değil de nedir? Şu anda halen daha neden yasaklandığımıza ilişkin geçerli bir sebep sunulamıyor, ortaya konulamıyor. Bizim yasaklanmamızda yönetimin amacı adaletin sağlanması değil, bizi yasaklamak. Bizi yasaklamak amacında uğraşıyorlar ancak adalet birini ne olursa olsun cezalandırma anlayışıyla değerlendirilemez, adalet suçun olup olmadığını saptar ve suçun cezası neyse o uygulanır.

Sunucumuz var mı?

Sunucumuz yok ve kimsenin sunucusuna insanları çekmeye çalışmadık, bunun için bize devletin, halkın vermiş olduğu yetkileri de hiçbir vakit kötüye kullanmadık. Anayasa Mahkemesi olarak yetkilerimizi nasıl kullandığımıza ilişkin slogan gibi gözüken yorumlarla değil hukuki yorumlarla değerlendirme yapılmasının doğru olacağı inancındayız. TCRP 2.0 sunucusunun yönetimi ile herhangi bir ilişkimiz olmamıştır veya herhangi bir yönetimde bulunma durumumuz olmamıştır. Bunun ayrıntılı açıklamalarını Mars Tezkeresi yazımızdan okuyabilirsiniz tabi okurlarımız okuyup anlayacaktır ama bize bunları diyenler sanıyoruz ki okumayacak ve böylece de anlayamayacaklardır. Sunucu açmayı ise düşüncelerimiz içerisinde değerlendirdik ancak RP sunucuları ile rekabet etme amacımız olmadığından aksine onları belirlediğimiz konuyla ilgili içeriklerimizle güçlendirmek istediğimizden ve de olası RP sunucuları baskılarına karşın insanlar ile iletişim kurabilmek için site açmayı tasarladık ve bunu uygulamaya koyduk. Bunun dışında TCRP Yönetiminin mevcut haliyle TCRP isim hakkına sahip olması da ayrı bir meşruiyet konusudur ancak bunu biz şu anda tartışmayı uygun görmüyoruz.

Çöp mü?

Yani bu eleştirinin ilgili yerden gelmesine fazla şaşırmadık çünkü kendileri vaktinde mensup olduğu Bıçakçı ailesinin devlet üzerinde kurduğu mutlak egemenliği ortadan kaldıracak ve ailelerin devletin belli kurumlarında yuvalanmalarını engelleyecek 12 sayılı Siyasi Partiler Yasasının 10 uncu maddesindeki hükmü Meclise kabul ettirmemek için OOC yollarla milletvekillerine para teklif ederek oylarını değiştirmeye çalışmışlar ve kendi gruplarında OOC olarak bunun konuşmalarını gerçekleştirmişlerdir. Biz devleti bir yıl önce nasıl ki ailelerin egemenliğine bırakmadıysak bir yıl sonra da bazı hain subay ve ajanlardan oluşan bir ihanet çetesinin, bir paralel yapılanmanın egemenliğine bırakmadık. Ve elimizden gelen her şeyi yaparak bu işte başarılı olduk. Sunucu Yönetiminde bulunanlar ne yazık ki geçen yıl yaptıkları gibi aynı ihaneti sergileyerek yine kendi devletlerine, yine kendi halklarına ihanet etmişlerdir, onun haini olmuşlardır. Yaptıklarımız asla çöp değildir ama bize karşı iş yapıp devleti değil sürekli kendi çıkarlarına göre iş yapanların yaptıkları işler halkımıza salgın bir hastalık kadar kötü etki etmektedir.

GKB nereye bağlı?

Genelkurmay Başkanının Anayasa Mahkemesi Başkanına bağlı olduğunu söylediğimizi hatırlamıyoruz. TCRP Anayasasının Silahlı Kuvvetler başlıklı 91 inci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca Genelkurmay Başkanı Cumhurbaşkanınca atandığından ona karşı sorumludur yani bir bağlılık varsa bu, Cumhurbaşkanına karşıdır. Anayasa Mahkemesi ise bir yargı kurumu olmakla birlikte Genelkurmay Başkanlığı yürütme gücünün işlerini yürütmesinde bir vasıta olduğundan yürütme gücünün içerisindedir.

Teşekkür Ederiz

Bir insanın yaptığı iş o kişinin kim olduğuna bakılmaksızın değerlendirildiği vakit doğru bir değerlendirmeye tabi tutulmuş olur. Burada da bize kimliğimizden ötürü bakılmayıp Çağrı Yücel biz değilken Anayasaya evet oyu vermiş olan herkesi kutluyoruz. Anayasayı biz yazmış olabiliriz ama Anayasanın hukuki niteliği, iyi veya kötü olması, Anayasanın bizim tarafımızdan yazılmış olması ile belirlenmiyor, içeriğin, dil bilgisinin, yazım kurallarının ve daha nice özelliklerin bileşiminden meydana gelen bir işten meydana geliyor. Yani bizi istedikleri kadar kötüleseler de yaptığımız işleri biz biz değilken desteklemeyi sürdürecekler objektif olarak baktıklarında.

Her türlü olumsuz söyleme karşın bizi destekleyen yüzlerce okurumuza bir kere daha teşekkür ediyoruz. Şu aralar yazı içeriklerimizi kısaltıp daha çok yazı yazma gibi olaylarda boy gösterebiliriz ancak kesin değil henüz. Bunun dışında birkaç RP sunucusu ise anlaşmalarımızı yaptık, işlerimize devam ediyoruz. Umarız ki RP’yi herkese uygun güzel bir yer durumuna getirmek için her şeyi yapmayı sürdüreceğiz. İstedikleri kadar engellemeye çalışsalar da bitmeyen sevgimizle kalın.